Translate

10 Ocak 2021 Pazar

 1. TAKIM ÖĞRENCİLERİ 10.01.2021 TARİHİNDE ONLİNE OLARAK BİR ARAYA GELEREK İSTASYON YÖNTEMİ İLE HİKAYEMİZİ OLUŞTURDUK.







ORMANDAN GELEN DOSTLUK



Gözlerini açmaya çalıştı ama sanki göz kapaklarında tonlarca yük var gibiydi. Neden sonra hafifçe araladığı gözleriyle etrafını süzmeye başladı. Neresiydi burası? Odadaki her şey yabancı geldi, kesinlikle bilmediği bir yerde yatıyordu. Başını çevirmediği halde, yan tarafından yanağına vuran sıcaklık, yanık odun kokusu, çıtırtıların oluşturduğu müzikten anlayabiliyordu. Bir şöminenin yanındaydı.


En son neler yaptığını hatırlamaya çalıştı. Anne babasıyla arabanın içindeydi, şarkılar söyleyip gülüyorlardı. Sonra sık ağaçların olduğu koyu yeşil bir ormanda durdular, babası mangalı yakmakla uğraşıyordu; annesi ise salata yapmaya koyulmuştu.


“Ben de babamı bir süre izledim, sonra kuru odun parçaları toplamak için çevrede gezinmeye başladım.” diye düşündü çocuk.


Peki neden şimdi bu hiç bilmediği odadaydı? Annesiyle babası neredeydi? Başı neden zonkluyordu? Kafasında daha bunun gibi birçok soru dönüp dururken, birden kapının açıldığına işaret bir gıcırtı sesiyle irkildi. Önce kapının açıldığını ardından ayak seslerinden içeri doğru giren birinin olduğunu anlamıştı. Ayak sesleri durdu. Yanında duran adamı korkarak süzdü. Beyaz saçlı, uzun boylu, çamurlu botlarıyla yaşlı bir adam karşısında durmuş ona bakıyordu.


- Karnın aç mı evlat?


- Siz kimsiniz? Benim burada ne işim var?


- Evlat, seni ormanda bulduğumda, bir ağacın altında baygın yatıyordun.


Yavaş yavaş olanları hatırlamaya başladı. Odun toplamak için ormanın içinde ilerlediğini, sonra çalıların arkasında bir çıtırtı duyduğunu hatırladı. Korkuyla kaçmaya çalışırken ayağının bir anda taşa takıldığını ve tozlu yolda yokuş aşağı yuvarlandığını anımsadı. Elini başının arkasına götürdü. Zonklamanın sebebini şimdi daha iyi anlıyordu. Kafasının arkasındaki şişliği fark etmişti. Demek kaçmaya çalışırken düşünce, kafasını da bir yere vurmuş ve bayılmıştı.


- Evlat, daldın. Neler geçiyor aklından?


- Nasıl bayıldığımı hatırladım.


- Yalnız başına ormanda ne işin vardı? Annen baban nerede?


- Annem ve babamla pikniğe gelmiştik. Sonra çalı çırpı toplamak için ağaçların arasında ilerledim, bir ses duyup korkunca kaçmaya başladım ve sonuçta gözlerimi bu odada açtım. Bana yardım edebilir misiniz?


- Elbette evlat. Ama önce bir şeyler yemelisin ki gücün yerine gelsin. Sen yemeğini yerken, ben de senin üzerine uygun bir şeyler bulayım. Üstün başın toz kir içinde kalmış.


- Tamam, çok teşekkür ederim.

Odadan çıkan yaşlı adam bir süre sonra elinde dumanı tüten çorba kasesiyle geri döndü.


Hızlıca önüne konan çorbayı içerken bir taraftan da annesini ve babasını düşünüyordu çocuk. Kimbilir ne kadar merak etmişlerdir.


- Evde telefonum yok evlat. Hava kararmaya başladı bile, istersen yarın ilk ışıkla aileni aramaya çıkabiliriz.


Bir an önce evine dönmek istemesine rağmen yorgunluğu ağır basmıştı. Adamın önerisini kabul etti.


- Bu arada benim adım Ahmet, ya senin adın ne evlat?


- Benim adım da Emir.


İlk korkusu geçen çocuk, yaşlı adamın yanında duran köpeği yeni fark etmişti. Bu köpek çalılıkların arasından karşısına çıkan köpekti. “Aslında hiç de korkulacak bir köpek değilmiş.” diye düşündü. Ama o anki korku ve paniği yüzünden olaylar bu hale gelmişti.


Günün yorgunluğu kendini hissettirmeye başlamıştı. Bir süre sonra uykuya daha fazla karşı koyamayarak gözleri kapandı, huzursuz bir rüyaya daldı.


Sabah olmuştu, gözlerini açtı. Nerede olduğunu bir an anlayamasa da sonradan dün olanları hatırladı. Gözleri yaşlı adamı aradı ama bulamadı. Hızlıca yataktan fırladı. Kapıyı açınca, yaşlı adamın kucağında odunlarla geldiğini gördü.


- Uyandın mı evlat? Ben de sen uyurken odun toplamaya gittim. Şöminemizi yakıp güzel bir kahvaltı yapar, sonra da yola koyuluruz.


Hızlı bir şekilde şömineyi yakıp, sıcacık odada kahvaltılarını yaptılar. Sonra yaşlı adamla birlikte ağaçların arasında yürümeye başladılar. Bir taraftan da “annneee, babaaa” diye bağırıyordu. Birden adını duyar gibi oldu. Sanki uzaklardan bir ses, “Emirrr” diye bağırıyordu.


Sesin geldiği yöne doğru koşmaya başladılar. Ağaçların arasında anne ve babasını gördü. Aman Allah’ım gerçekten onlar mıydı?


Annesi “oğluummm” diyerek oğluna doğru koştu. Ailesine kavuşan Emir’in mutluluğuna diyecek yoktu. Emir’in yokluğunu fark ettiklerinde elleri ayaklarına dolanmış, her yerde çocuklarını aramışlardı. Bir süre sonra da jandarmaya haber verip, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte jandarmayla birlikte tekrar aramaya başlamışlardı.


Yaşlı adamı sonradan fark eden çift soru dolu gözlerle yaşlı adama baktılar. Emir ailesine başından geçen olayları bir bir anlattı.


Yaşlı adama teşekkür eden ailesi, Ahmet amcaya teşekkür etmek amacıyla, onu evlerine misafir olarak davet ettiler.


Bu olaylardan sonra Emir’in babası ve Ahmet amca sıkı dost oldular. Kimsesi olmayan Ahmet amca da onları kendi ailesi yerine koyup onlara sonsuz bir sevgiyle bağlandı. Kötü başlayan bir hikaye, ömür boyu sürecek bir dostlukla sonuçlanmıştı.